1-) Martial Arts
2-) Karate
3-) Whu-Shu
4-) Kung-Fu
5-) Capoeira
6-) Kick-Box
7-) Taekwon-Do
8-) Jiu-Jitsu
9-) Karate-Do
10-) Ashihara
11-) Muay-Thai
12-) Kyokushin
13-) Judo
14-) Aikido
15-) Sumo | ve daha fazlası -*>>> Bak
İsterseniz dövme işi. niz -dövüş nedir- başlık altında soralım önce:
1- dövme işi.
2- tokat, yumruk, tekme gibi saldırışlarla yapılan kavga.
Yada bir diğer şık: beynin aciz kaldığı yerde vucudun devreye girme işlemi.
Gibi...Bunu mahsus yazdım çünkü günümüz 21.yüzyıl ve Ülkemizde daha dövüş sanatını, normalvgasıymış gibi,hani sanki iki hayvan birbirini kıyasıya parçalar gibi algılaniyor , maalesef.
Hele bir ilk videolarımızı izleyelim de konuyla alakalı...
Martial Arts: Birinci Video: İzle
İkinci Video: İzle
Üçüncü Video: İzle
Dördüncü Video:İzle
Beşinci Video: İzle
Evet arkadaşlar, ilk etapta savunma taktiklerini ve nasıl kurtulma taktiklerini gördük.
Kung-Fu: (Shaolin)Shaolin Kung-Fu, içerik olarak uzun zaman, uzun yol, güç, silah, maharet, sevgi, erdem gibi derin anlamlar ifade eden gerçek savaş sanatıdır. Varolan tüm savaş sanatlarının kaynağı olan Shaolin öğretisi, yüzyıllardır gizemini korumuş Çin' in esrarengiz sırlarından birisidir.
Savaş Sanatları
Sitesi___> Gir
Bruce Lee Dövüş Felsefesi: İzle
İzleZayıf Noktalar
Çin dövüş sanatları:
İzle
Kung-Fu: (Açılış)
İzle
Video: İzle
Sitesi: Her detay için >>> Gir
Extra: Gir

İzle
Hesaplaşma!
Issız bir yerde tek başınıza yürüdüğünüzü ve o sırada sizi dövmek veya paranızı alıp sizi öldürmek isteyen sokak serserilerini bir düşünün. Diyelim ki 2-3 kişiler. Tek başınıza bunları haklamanız mümkün olmayacaktır. Çünkü Bedeninizin kuvvetinin, dayanıklılığının ve enerjisinin adeta bir kaynağı olan kondisyonunuz müsait değildir. Yani kendinde bir dövüşçü olmanız oluşmamıştır...
Dövüşmeyi bilmeyi bir yana bırakalım, kavga, dövüş kelimeleri bile çoğu insana itici gelir; nefsin başına belâ gelmesi, bedenin zarar görmesi gibi düşüncelerden korkulduğu için, genelde insanlar böyle düşünür. Ama nefse zarar vermeyelim derken, tersinden insanlar nefslerine zarar vermektedirler... Issız bir yerde tek başınıza yürüdüğünüzü ve o sırada sizi dövmek veya paranızı alıp sizi öldürmek isteyen sokak serserilerini bir düşünün.
Diyelim ki 2-3 kişiler. Tek başınıza bunları haklamanız mümkün olmayacaktır. Çünkü kollarınızdaki kaslar gevşektir, vücudunuzdaki laktik asitler fazladır. Yine vücudunuzdaki kırmızı ve beyaz kas lifleri, dövüş için hareketli, dayanıklı ve uygun değillerdir. Bedeninizin kuvvetinin, dayanıklılığının ve enerjisinin adeta bir kaynağı olan kondisyonunuz müsait değildir. Strateji, teknik, taktikle; ve çeşitli egzersizlerle, tekrarlarla, müsabakayla, bedeniniz ve zihninizle "dövüşçü" bir hâle gelmeniz...
Yani kendinde bir dövüşçü olmanız oluşmamıştır... Hasımlarınıza karşı nasıl bir duruşta duracağınızı, hangi şartlarda ve değişik durumlarda neler yapmanız gerektiğini bilemezsiniz... Saldırılara karşı blok ve eskiv yapamazsınız. Gerçek bir yumruk ve gerçek bir tekme atamazsınız. Ama bir düşünün, saldırganlar size "gerçek" bir zarar vermeye çalışabilirler. Bu yüzden iyimser hayaller kuramayız sizin için... Genel olarak kötüler pervasız ve saldırgan olurlar.
İyiler ise olaylar ve kötüler karşısında çoğunlukla sessiz ve sâkindirler. Ve dövüşmeyi sevmezler... Ve yine genele bakılınca, dayağı onlar yerler... Bu açıdan bakarsak, yani kötülerin haksızlığı ve saldırganlığı açısından; iyilerin haklı olmalarına rağmen sessiz ve sâkin olmalarından dolayı dayak yemeleri gerekli mi?.. Neden kötüler onlara zarar vermeli ?! İşte, siz de iyi bir insansınız ama şair Petrarca gibi nahif duygularınızla kötülere birşey yapamazsınız. Ve Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi, köpekler sizi ısırmakla kalmazlar, dişlerinin kirasını da isterler.
Onlar doğrudan, iyiden ve sevgiden anlamazlar. Yumrukların ve tekmelerin ölçülerinden anlarlar ancak... Hem dövüşten ne kadar kaçılırsa kaçılsın, bir gün insanları bulacağı bir gerçektir... Günlük yaşantımızda çeşitli hadiseler, sevinçler ve acılar gibi, birçok kavga olayları işitiriz... 40 yaşına kadar kavga etmemiş bir insan, bir şekilde kendisini kavganın ortasında bulmuş ve dayak yemiştir. Başka birisi sokak serserileri tarafından darb edilmiş, şuuru kapanmıştır. Bunun gibi daha birçok örnekler verilebilir... Zorunluluklar insanı bağlar, onlardan kaçamayız.
Bunun için çeşitli nedenlerden er veya geç, büyük bir ihtimalle dövüşmek zorunda kalırız... Bir lider bile olsanız, korumalarınız da olsa dövüşmek zorunda yine kalabilirsiniz... Kanuni Sultan Süleyman bir meydan muharebesinde, kendisini öldürmek için yemin etmiş 35 şövalyeden (bir rivayete göre 25 de olabilir) yanına sağ salim sokulabilen 3 şövalyeyle tek başına dövüşmek zorunda kalmıştır... Machiavelli, "Hükümdar" adlı eserinde hükümdarın dövüşmesini bilmesinin zorunlu olduğunu sebebleriyle anlatır... Bu söylediklerimize karşı: "Silâh icad oldu, mertlik bozuldu" diyebilirsiniz belki. Veya silahınıza güvenebilirsiniz... Fakat silâhınız tutukluk yapabilir ve kavga esnasında silâhınızı unutmuş olabilirsiniz. Ama elleriniz ve ayaklarınız; kısacası vücudunuz yanınızda olacaktır ve silâhınız gibi tutukluk yapmayacaklardır... Hem silâh her zaman, her yerde ve şartta kullanılamaz, çıkartılamaz.
Bunun sizin için belirli riskleri olduğu gibi, karşınızdaki hasmınız için de belirli riskleri vardır. Kesin bir zarar sözkonusu olmadığında, kendinizi ona öldürtmek için bir mazeret verebilirsiniz... Aniden size saldıran bir hasım karşısında; örneğin 4-5 metre içinde hasmınız size yaklaşmışken isteseniz bile ona silâh çıkartamazsınız... Daha başka birçok dövüşte, size karşı olan değişik saldırılarda silâhınıza sarılmanız güçleşmiş olduğu gibi, belirli tehlikeleri de beraberinde taşır; hasım mesafe ayarından çıkmış, tekme ve yumruk atabilecek ve size zarar verebilecek bir mesafeye girmiştir...
"Silâh kullanmada usta olan bir adam teke tek çarpışırken rakibinden, hatta birçok rakibinden korkmaz; bilgisi ona hep üstünlük sağlar..." "
... Buna oldukça önemli bir yararı daha ekleyelim: Bu bilgi savaşta, insanı eskisinden daha atak, daha yiğit kılar."
(1) "Kavganın, dövüşün kol gezdiği bir dünyada dövüş sanatçılarının var olmaları, temiz kalbli insanlara bu sanatı öğretmeleri elbette tabiîdir. Kavgaya ve dövüşe saldırgan insanlar kadar temiz insanlar da el atmadıkça, saldırganların hücumuna karşı temiz insanların tek yapacağı, kafasını iki kolu arasına alarak darbelere tahammül etmek ve savunmasını ağlayarak kavlî yapmaktır. O hâlde temiz yürekliler bu sanatı öğrenmelidir. Dövüşmeyi sevmeyenler, dövüşmeyi sevenlerden daha fazla dövüşmeyi bilmedikçe, dövüşmek daima artarak var olacaktır. Kabil'den bu yana hep var oldu... Var olmaya da devam edecektir... Fakat siz bunu ve haksızlığı minimuma düşürecek olanlardan mısınız?..”
(2)Neticede, kötülerin, zalimlerin ve karanlık insanların yaşadığı şu dünyada dövüşmekten kaçmak insanın bütünüyle elinde değildir... Tekrar söylemek gerekirse gereklilikler ve zorunluluklardan kaçılamayacağı için zalimlerle, bu karanlık insanlarla dövüşmek zorunda kalırız bir gün... Ve onlar bizi bulur. Bu yüzden, dövüşmesini bilmediğimiz zaman ağır ve ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir... Belki dayak yiyebiliriz, şuurumuz kapanabilir, sakat kalabiliriz; veya ölebiliriz de...
Not:
Filozof Bruno'nun dediği gibi, bir gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediğimizde, sonra gelen düğmeler de yanlış iliklenir.
İzle
Tamam bu abartıydı.
Bruc Lee. Ninchiga İzle
Mınçıka
Oyna
Karate Öğren :