Bir varmış, bir yokmuş diye başlar hep masallar; bu seferki masal değil ama…


Bu gerçek ve yaşanmış bir hikaye ve hatta bir sır aslında…

Kimsenin bilmediği, sadece iki kişinin arasında yaşanmış, kıssadan hisse çıkarılması gereken ve aynı hatalara düşülmemesi için anlatılan belki de -ya da benim sır tutamamamdan kaynaklanan- bir aşk hikayesi…



Cem, ufak tefek bir erkek.

Bakan göze göre değişse de güzellik ve yakışıklılık, gene de Cem öyle yakışıklı olmayan bir insan, hatta erken bir dönemde saçları dökülmüş, kendine çeşitli nedenlerden dolayı bakmamış, sıradan bir insan. Tek güzel yeri kalbi belki de, her zaman başına dert açsa da…



Hikayemizin diğer kahramanı Filiz.

Cem’in aksine, çok güzel, alımlı, sarışın bir genç kız. Bu ikisinin ilk kez yolları ilkokul sıralarında kesişiyor. Çok iyi arkadaşlar ve bu arkadaşlık yıllar geçtikçe büyüyor.



Cem aşık Filiz’e, ama aralarında dağ var sanki, Filiz o kadar güzel ki, Cem asla layık görmüyor kendini Filiz’e.



Şimdi söylese eğer , belki de Filiz kızacak ona ve bir daha da asla göremeyecek onu. Bir yandan da, anne babası ayrılmış Cem’in, annesini herkesin dilinde zavallı bir dul, Cem babaannesiyle yaşıyor, bu yüzden Filiz’in ailesi hiç hoşlanmıyor ondan.



Yıllar geçer, o ilkokul çocukları artık birer yetişkindir. Cem’in duyguları dayanılmaz bir hal almaya başlamıştır artık. En yakın erkek arkadaşına açar Cem duygularını bir akşam karşılıklı içerlerken.



Cem’i kaybetme korkusu sarmıştır iyice, çünkü Filiz’i istemeye gelmişlerdir. Filiz ‘in ailesi de, bu durumu iyi, ailelerinin durumuna denk bu adaya vermeye niyetlidir Filiz’i. Onun için en doğrusunun bu olduğunu düşünmektedirler ve Filiz’e de bu konuda baskı yaparlar.



Elbette Filiz bu konuyu en yakın arkadaşı Cem’ açmıştır. Belki de son fırsatıdır bu Filiz’e duygularını açmak için. Hem bu damat adayı, evlendiklerinde bu yıllar süren, güzel arkadaşlığa hoşgörüyle bakmayacaktır ve görüşmeleri çok zor olacaktır. Sevdiği kızın evleneceği başka bir erkek…



Cem’in artık kaybedeceği bir şey yoktur, nasılsa kaybedeceğini düşündüğünden, arkadaşlıklarına sığınarak Filiz’e açılmaya karar verir Cem. En azından en yakın arkadaşına dürüst olacaktır böylece.



Her zaman buluştukları yerde buluşurlar yine. Cem titreyen sesiyle açar duygularını Filiz’e. Cafe’deki herkes onlara bakmaktadır, çünkü Filiz hıçkırıklarla ağlamaktadır. Cem pişman olur yaptığına ve binlerce kez özür diler Filiz’den. Ama Filiz hala ağlamaktadır.



Filiz kendine gelip konuşmaya başladığında, hayat onlar için bambaşka bir hal alır, bir cennete dönüşür. Çünkü Filiz de aynı duyguları beslemektedir Cem’e karşı. Çünkü kendisinin de korktuğunu ve yıllardır bunu ondan beklediğini, o evlenme teklifini de bu yüzden kabul etmediğini itiraf eder Cem’e.



Yeni bir hayat başlamıştır onlar için. O denli mıutludurlar ki, artık bunu ailelerine açma vaktinin geldiğine karar verirler. Ama işte hikayenin en acı kısmı burada başlar aslında.



Filiz’in ailesi şiddetle karşı çıkar bu olaya, neden olarak Cem’in ailesinin onlara layık olmadığını gösteriler ve onların görüşmesini yasaklarlar.



Cem’in telefonlarına bile çıkamaz Filiz. Cem’e yolladığı haberlerde

Ailesin de onun için çok önemli olduğunu, onu hala çok sevdiğini ve sevmeye devam edeceğini, ama görüşmemelerinin en doğrusu olduğunu yineler. Cem’in kaçmaları için yaptığı tekliflere kızar hatta.



Defalarca Cem ve babaannesi istemeye kalkışır Filiz’i, ancak asla kabul edilmezler.Cem’in hayatı artık bir kabusa dönüşmüştür. Hatta çok içtiği bir gece, arkadaşlarını toplar Cem, Filiz’in evinin kapısına dayanır. Havaya atılan silah sesleri kaplar her yanı. Cem, Filiz ona yar olmazsa, kimseye yar etmeyeceğini haykırır sevdiği kızın babasına.



Artık çıkış yolunun görünmediği bir zamanda, delilik belki de en normalidir. En azından Cem, sevdiği kızın da onu sevdiğini bilmektedir artık ya…



Ertesi gün Cem’in telefonu çalar. Arayan Filiz’dir. Cem’e gece söylediklerinde ciddi olup olmadığını sorar, Cem bunu doğrular. Filiz

‘O zaman herkes için doğru olanı yapıyorum’ der ve telefon hala açık olmasına rağmen, sesi kesilir birden. Cem endişelenir, acil yardımı arar ve telefonu kapatıp Filizler’in evine koşar. Sonrası hastane…Bir sürü hap içmiştir olanlara dayanamayan Filiz.



Bir süre sonra Filiz iyileşir ve evine döner. Birkaç gün sonra bir sabah kapısı çalınan Cem, karşısında Filiz’i bulur. Şaşırır, hiçbir şey söyleyemez. Birbirlerine bakıp, sarılıp ağlamaya başlarlar. Bu sarılmanın sonu onları engellemez bir sona götürür ve birlikte olurlar ilk kez o sabah orda. Sonra Filiz geldiği gibi, hiçbir şey söylemeden çekip gider.



Bunun manasını anlayamaz Cem asla, bir çok senaryo üretir kafasında, ama bunlardan hiç biri Filiz’in onu istediğine dair değildir. Birbirlerini göremiyorlardır bile artık çünkü.



Bu son ayrılık, Cem’in içini daha da çok yakmaktadır. Aklına yeni bir çözüm gelir. Filiz’i isteyen damat adayına gidip, bütün olanları, Filiz’in de kendisini sevdiğini anlatacaktır. Bu evliliğe engel olursa, Filiz’e tekrar kavuşacağını, onu görebileceğini düşünür.



Çocuğun telefon numarasını bulup, bir randevu ayarlar. Yer olarak da Filiz’le yıllardır buluştukları Cafe’nin adresini verir. Hayat Cem için orda başlamıştır adeta ve orda devam etmelidir.



Randevu günü gelir ve buluşur çocukla. Aslında hiç tanımadığı ve nefret ettiği bu insan hiç de kötü biri değildir ve önce o konuşmaya başlar. Cem’ e Filiz’i ne kadar sevdiğinden bahseder hatta.



Cem’in aklı iyice karışmıştır ve mantığı farklı çalışmaya başlar; fikrini değiştirip, Filiz’i çok sevdiğini ama yıllardır çok iyi arkadaş olduklarını, elini bile tutmadığını, Filiz’in bu duygulardan haberi bile olmadığını ve Cem’ e karşı bir şey hissetmediğini, onların birlikte mutlu olmalarını dilediğini, yollarına çıkmayacağını, onları rahatsız etmeyeceğini söyleyerek veda eder.



Bu konuşmadan sonra, Cem şehri terk eder. Ne yazık ki bu hikaye bir sona ulaşmaz.



Kimse ne Cem’e, ne de Filiz’e ne oldu bilmiyor, ama yollarının tekrar kesişmediği kesin. Sonları bir muamma. Ama kim bilir, devamı belki de sizdedir. Belki de tanıyorsunuz bu insanları, yanıbaşınızda ya da belki soğuk bir toprakta yatmaktalar.Ya da bazı insanlar gibi unutmayı başarabildiler mi acaba?



Bir Cem veya bir Filiz tanırsanız birgün, uzunca bir düşünün. Hepimiz bir Cem, bir Filiz’iz aslında, hepimiz benzer sevgiler yaşadık geçmişte. Sonunu nasıl getirdiğiniz size kalmış hikayelerinizin, ama bu hikayenin sonunu mutlu bitirmeniz dileğiyle…